sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

10 kişi kendisini tutuyor, 0 arkadaşı var.


26.05.1985 doğumlu, 26 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul. örtülü elektrod olarak çalışıyor.

CIZIRTI

BLOKAJ rss kaynağı

adresi: http://gypsysoul.sosyomat.com/blog
1 yorum var - 08 Aralık 2010 02:08 yazılmış
0 yorum var - 01 Şubat 2010 06:21 yazılmış
0 yorum var - 22 Eylül 2009 02:49 yazılmış
0 yorum var - 21 Eylül 2009 03:43 yazılmış
1 yorum var - 01 Haziran 2009 04:51 yazılmış
1 yorum var - 28 Ocak 2009 02:52 yazılmış

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. yeraltı edebiyatı

    yeraltı edebiyatı

    5806 üyesi var. üyelik serbest.
  2. YIGITOZGUR

    YIGITOZGUR

    4462 üyesi var. üyelik serbest.
  3. sosyomatch

    sosyomatch

    4109 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  4. Metal

    Metal

    4054 üyesi var. üyelik serbest.
  5. bira

    bira

    3915 üyesi var. üyelik serbest.
  6. Aşk

    Aşk

    3502 üyesi var. üyelik serbest.
  7. nietzsche

    nietzsche

    3227 üyesi var. üyelik serbest.
  8. Beşiktaş

    Beşiktaş

    3081 üyesi var. üyelik serbest.
  9. sanat

    sanat

    3067 üyesi var. üyelik serbest.
  10. taksim

    taksim

    3004 üyesi var. üyelik serbest.

1 2 3 ... 6

rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

gypsysoul   13 Mayıs 2010 14:07  

'Yazılmayan bir şeyi yazıyoruz
Olmayan bir vezinle
Tutmayan kafiyeyle
Yazıyoruz günahlarımızı
Okumayan bir abeceyle
Yazıyor
Ve birbirimizin canına okuyoruz'

(Can Yücel)

Yıl 1950... Nazım Hikmet hapisten çıkar... Nazım-Münevver çiftinin, Bahariye/Nevzemin Sokakta, oturdukları günlerde Nazım, 'Akşam Gezintisi' şiirini yazar. Aradan yıllar geçer... Nazım Hikmet'in pek çok şiirinin başına gelen, bu şiirin başına da gelir. Şiirin, Ermeni halkının acısını dile getiren bazı dizeleri siyaseten 'mahzurlu!' görülerek kitapların Türkçe baskılarında yer almaz. Aradan yıllar geçer... Şiir tüm dizeleriyle yayımlanınca dizeler özgürlüğüne kavuşur. Ama bu kez de şiirin 'Tabu kıran' dizeleri, sosyalist kültür taşıyıcıları sanatçılar ve 'Başka bir dünya/ Başka bir Türkiye mümkün' diyen bazı devrimciler tarafından da 'görmedim... işitmedim... söylemedim' işlemi görür. Böylece resmi tarihin sansürü, bizim mahallenin çocuklarının oto sansürü ile birleşir.

Aradan yıllar geçer... Unesco 2002 yılını 'Nazım Hikmet Yılı' ilan eder. Kültür Bakanı İstemihan Talay'ın desteğiyle ünlü müzisyen Fazıl Say 'Nazım Hikmet Oratoryosu'nu besteler. Genco Erkal'ın oratoryoda seslendirdiği şiirlerden biri de 'Akşam Gezintisi'dir. Tiyatrocu ve şiir yorumlarıyla sevdiğimiz Genco Erkal şiirin kalbini oluşturan 'Bakkal Karabet'in ışıkları yanmış/ Affetmedi bu Ermeni vatandaş/ Kürt dağlarında babasının kesilmesini/ Fakat seviyor seni çünkü sen de/ Affetmedin/ Bu karayı sürenleri Türk halkının alnına' şeklindeki beş dizeyi atlar.

Khatchatour Pilikian Adapazarı'nda doğan, çocukken görülen lüzum üzerine ailesiyle birlikte Türkiye'den göç eden bir Ermenidir... Müzisyen ve ressam Pilikian, 19 Şubat 2006 tarihinde Karl Marks Kütüphanesi'nde 'Nazım Hikmet/Bir Türk Şairin Ermeni Bağlantıları' başlıklı konferansında, 'Akşam Gezintisi' şiirini Nazım'ın sesinden dinlettikten sonra, Ermeni tabusundan kaynaklanan bu oto sansürü şiire/şairine saygısızlık olarak eleştirir.

Yazar Murat Belge, Birikim Dergisi'nde yazdığı 'Türk Edebiyatında Ermeni Sorunu' başlıklı çok önemli makalesinde 1915 olaylarının Türk edebiyatınca görmezden gelindiğini, Nazım Hikmet'in benzer tutumuna hayret ettiğini yazar. Murat Belge'nin 'Nazım Hikmet Ermeni meselesiyle pek ilgilenmedi' iddiası üzerine Nokta dergisi şairin 'Akşam Gezintisi'ni sansürsüz yayımlar. Bunun üzerine Belge, 'Nazım Hikmet benim çok sevdiğim bir yazar. Ermeni soykırımı konusunda böyle bir şiirinin çıkmasına çok sevindim. Öbür türlüsü canımı sıkardı' diye tarihe not düşer. O yıllarda Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Genel Sekreteri olan şair Turgay Fişekçi ise bu dizelerden 'Ermeni soykırımı vardır ya da yoktur' diye sonuç çıkarmanın yanlış olduğunu söyleyerek, şiirin kitaplarda sansüründen ceza yasasının 141. ve 142. maddelerinden korkan yayıncıları sorumlu tutar. Fişekçi şairin 'Ermeni soykırımı' tartışmaları içine çekilmesine de karşı çıkarak Nazım Hikmet'in Enternasyonalist bir komünist olduğunu vurgulayarak, 'O halklar arasında bir çatışmayı değil, dayanışmayı kabul ederdi. Dolayısıyla Nazım Hikmet herhangi bir halkı küçük düşürecek, karalayacak tutum ve düşüncede olamazdı' diyerek tartışmaya katılır.

Aradan yıllar geçer... Geliriz bu günlere... Ünlü tiyatrocumuz Genco Erkal, Fazıl Say'ın bestelediği, bizzat kendisinin yazıp yönettiği 'Sivas 93' oyunu hazırlar. Erkal, oyunun Avrupa turnesinde Londra'daki basın toplantısında, çok doğru bir biçimde 'Sivas Katliam'ı gibi olayların unutturulmaya çalışıldığını, Türkiye'de milliyetçilik ve dinin önemli tahrik unsurları olduğunu belirtikten sonra, 'Düşmanlıkları ortaya çıkarmayalım düşüncesiyle davranılıyor. Oysa bu tür olaylar deşilmelidir... Bilgi edinmeye ve kendine ait eleştiri mekanizmaları geliştirmeye yanaşmayan toplumların kolayca tahrik olduğunun' altını çizer. Oyunu 'Topluma sanatla ulaşmayı amaçlayan bir aydınlanma hareketinin parçası' olarak gördüğünü, 'sonuçlarına katlanmaya hazır olduklarını' söyleyen Erkal, gazetecilerin ''Akşam Gezintisi' şiirinden Ermeni katliamı ile ilgili dizelerin neden çıkarıldığı' şeklindeki sorusunu ise 'Bu konuda bir şey söylemek istemiyorum' diyerek yanıtlamaz.

'Dünyayı yorumlama ve değiştirme' iddiasıyla söyleyen ve eyleyen bizim mahallenin çocuklarının hiçbirinin (Karl Marks dahil, diyerek derdimi daha kolay anlatayım) esastan ve usulden yaptıkları yanlışlar, 'sol kırılır, sol içinde kalır' cümlesiyle geçiştirilemez. Resmi tarihin yüzüne karşı konuşanların birbirlerinin yüzlerine karşı konuşmalarından, eleştirmelerinden doğal ne olabilir. Bu bağlamda, 'Katliam', 'soykırım', 'tehcir' gibi kavramlar bir yana Genco Erkal gibi tarihe geçmiş sanatçılardan beklenen, Sivas katliamına ilişkin tavrını 'Akşam Gezintisi' şiirindeki hatasını anlayarak düzeltmesidir. Çifte standartlar nedeni ne olursa olsun kendi yanlışlarımızla yüzleşmenin önünde engeldir ve sanatın vaadiyle çelişir. Bir şiir bizi yüzleşmeye, başka kavimlerin acılarına bakmaya çağırıyorsa, bir sanatçı için bu siyasi-insani, etik-estetik çağrının peşinden gitmekten güzel ne olabilir ki?

Şairlerin, şiirlerin, dillerin, kavimlerin kalplerinin kırılmaması için daha başka ne desem bilmem ki? İki yanlış bir aşkı, götürür desem... Beş kayıp dize bir şiiri götürür, desem, bulunur mu bir işiten?

Akşam Gezintisi

'Hapisten çıkmışın / Çıkar çıkmaz da / Gebe koymuşun karını / Takmışın koluna / Geziyorsun akşamüstü mahallede Karnı burnunda hatunun / Nazlı nazlı taşıyor mukaddes yükünü / Sen saygılı ve kibirlisin / Hava serin / Üşümüş bebek elleri gibi bir serinlik / Avuçlarına alıp onu ısıtasın gelir / Mahallenin kedileri kasabın kapısında / Ve üst katta kıvırcık karısı / Yerleştirmiş pencerenin pervazına memelerini / Akşamı seyrediyor / Alaca aydınlık tertemiz gökyüzü / Duruyor ortada Çobanyıldızı / Bir bardak su gibi pırıl pırıl / Bu yıl uzunca sürdü pastırma yazı / Dut ağaçları sarardıysa da / İncirler hala yeşil / Mürettip Refik'le Sütçü Yorgi'nin / Ortanca kızı çıkmışlar akşam piyasasına / Parmakları birbirine dolanmış / Bakkal Karabet'in ışıkları yanmış / Affetmedi bu Ermeni vatandaş Kürt dağlarında babasının kesilmesini / Fakat seviyor seni çünkü sen de / Affetmedin / Bu karayı sürenleri Türk halkının alnına / Mahallenin veremlileri / Yataklara düşenler / Bakıyor camların arkasından / Çamaşırcı Huriye'nin işsiz oğlu / Omuzlarında keder kahveye gidiyor Ajans haberlerini okuyor / Radyosu Rahmi Beylerin Uzak Asya'da bir memleket / Sarı ay yüzlü insanlar / Beyaz bir ejderha ile dövüşmekteler / Oraya gönderildi seninkilerden / Dört bin beş yüz tane Memet / Kardeşlerini katletmeye / Kızarıyor yüzün öfkeden ve utançtan / Ve umumiyetle filan değil sırf sana ait / Ve eli kolu bağlı bir hüzün / Karını arkadan itip yere / Yuvarlamışlar da / Düşürmüş gibi çocuğunu / Yahut gene hapisteymişin de karakolda / Gene dövülüyormuş gibi / Köylü jandarmalara köylüler / Ansızın bastırdı gece / Bitti akşam gezintisi / Bir polis jipi saptı sizin sokağa / Karın fısıldadı/ Bizim eve mi?'

(Nazım Hikmet)

gypsysoul   14 Eylül 2009 00:32  

Politikaya atılmayacak kadar zekiler,daha aptallar tarafından yönetilerek cezalandırılır.

İnsanın kendisini fethetmesi tüm zaferlerin en onurlusudur.

Yarının bugünden daha iyi olacağı ümidiyle yetinmek yerine, hemen bugün yarın uyandığımızda kendimizi önceki günden biraz daha iyi hissetmemizi sağlayacak bir şeyler yapabiliriz.

Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır.

Nedenselliğin anlamı arttığı ölçüde ahlaklılığın alanının kapsamı daralır: Çünkü insan gerekli etkileri kavrayıp, bütün rastlantılardan, ve buna ilişkin sonra olacaklardan ayırarak (post hoc ) düşünmeyi öğrenince, şimdiye değin törelerin temeli olarak kabul edilen birçok fantastik nedenselliği tahrip eder.

Vahşet, insanoğlunun yaptığı en eski şenliklerdeki neşe kaynaklarından
biridir. Dolayısıyla tanrılara dehşet manzarası sunulunca onların da ferahladıkları ve neşelendikleri sanılır... ve böylece gönüllü acı çekmenin, insanın kendi seçtiği işkencenin iyi bir anlamı ve değeri olduğu düşüncesi yayılır dünyaya.

çile çekmenin erdem, ikiyüzlülüğün erdem, intikamın
erdem, vahşetin erdem, aklın inkarının erdem, buna karşın kendini iyi hissetmenin tehlike,öğrenme hırsının tehdit, barışın tehlike, acımanın tehlike, merhamet görmenin küfür, işin küfür, çılgınlığın tanrısallık, değişimin ahlaksızlık ve bozulma emaresi sayıldığı çağda! — Siz bunların hepsinin değiştiğini ve insanlığın böylece kendi karakterinde yanılmış olması gerektiğini mi sanıyorsunuz? Ah siz insan sarrafları, kendinizi daha iyi tanıyın!

Kesin olan bir şey var. Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.Şüphe etmek düşünmektir.Düşünmekse var olmaktır.Öyleyse var olduğum şüphesizdir.Düşünüyorum, o halde varım.İlk bilgim bu sağlam bilgidir.Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim.
Bizim çıkış noktamız bireyin öznelliğidir. Çıkış noktamızdan bakıldığında düşünüyorum öyleyse varım gerçeğinden başka bir gerçek olamaz .Herhangi bir gerçekten önce,bir mutlak gerçek olmalıdır.Bu gerçeği kavramak basittir,zira bireyin varlığında mevcuttu…

Düşünce özgürlüğünden yoksun olmak düşündüğünü söyleyememek değil hiç düşünememiş olmaktır…

gypsysoul   14 Eylül 2009 00:28  

Malcolm X (Malcolm Little ve daha sonrasında Hacı Malik el-Şahbaz) (Omaha, 19 Mayıs 1925 – New York, 21 Şubat 1965), ABD'li siyaset adamı, mücahid ve siyah hakları savunucusudur.

1952'de Malcolm X adıyla Siyah Müslümanlar Hareketine girdi. Elijah Muhammad'ın yolunu izledi ve ona ABD içinde tümüyle bağımsız olacak bir siyah cumhuriyetinin kurulması fikrini benimsetti. Ancak Mart 1964'de iki önderin arası açıldı; Malcolm X, Afrika - Amerika Birliği örgütünü kurdu ve 1964'de Afrika ile Ortadoğu'ya (Mekke'de hac için bulundu) iki gezi yaptı. Dönüşünden 1 yıl sonra da öldürüldü.

Massachusetts'in siyah mahallesinde ilköğrenimini bitirir. Çok istemesine rağmen, üniversiteye gidemeyince, küçük yaşta çalışmak zorunda kalır. Michigan ve Boston derken, kendini birden Harlem'de bulur. Bir siyah olarak, kendisine dayatılan yaşama biçimi, onu sonunda hapishaneye düşürür. Üniversiteyi Harlem sokaklarında tamamladığını ve doktora tezini de hapishanede hazırladığını uzun uzun anlatır. O okuma açlığını hapishanede giderir. Doymak bilmez bir istekle hapishane kütüphanesindeki kitapları tek tek okur. Hapishane yılları için: "Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, bana sorulursa, üniversiteden sonra hapishanedir" diyerek, hiç kimsenin çaresiz ve çözümsüz olmadığını vurgular.

O, yedi yıllık “hapishane eğitiminden” sonra, başka bir Malcolm X olarak Harlem’e geri döner. Hapisten önce bir sokak serserisiyken, şimdi Amerika’da büyük bir hızla gelişen İslam’ın etkili ve ateşli bir temsilcisidir.

Malcolm Little olan soyadını Harlem’de X olarak değiştirir. Yeni soyadı, onun Afrikalı atalarının artık kendisi başta olmak üzere, kimse tarafından bilinmediğinin simgesidir. Elijah Muhammed'in öncülüğünü yaptığı Siyah Müslümanlar Hareketi Malcolm X’le birlikte daha da kuvvet kazanarak yayılmaktadır. Artık Malcolm, Elijah Muhammed’in baş kurmayıdır. Fakat Elijah Muhammed'in zina yapmasına karşı çıkması, daha sonra da Elijah Muhammed’in, Malcolm'a, Başkan Kennedy'nin öldürülmesi hakkındaki yetkisiz ve iğneleyici sözlerinden ötürü sessiz kalmasını emretmesi, Malcolm’un kendi hareketi içinde izole edilmesine sebep olur.

Gerçek İslam'ın Elijah'tan çok uzak olduğunu biliyordu. Ancak İslam'ı bütün incelikleriyle kavrayabilmek ırk, renk ve dil ayrımı yapmadığını görebilmek için Hac’a gitmesi gerekiyordu. O Amerika'da bildiği İslam'la, Hac'da Mekke'de gördüğü İslam arasında dağlar kadar fark olduğunu anlayınca, X olan soyadını El Şahbaz'a çevirdi. Çünkü o “gözleri mavinin en mavisi, saçları sarının en sarısı insanlarla aynı tabaktan yemek yemiş, aynı saflarda omuz omuza namaz” kılmıştı.

Başlangıçta, ilk siyah müslüman hareketinin öncüsü Elijah Muhammed'in bağlısı olarak ırkçı düşünceler taşıyorken, Hac dolayısıyla İslam dünyasına yaptığı bu gezi onu bu düşüncelerden döndürdü. Artık kendisini İslam'ın sömürgecilik ve ırkçılık karşıtı evrensel mesajını tüm dünyaya iletmeye adamıştı. Bu amacını kitleler çapında gerçekleştirmeye çalıştığı toplantılarından birinde suikasta uğrayıp, 21 Şubat 1965'de öldürüldü.

X, Manhattan'da bulunan Audubon Balo salonunda konuşma yaparken[1]bir kişi "Zenci, ellerini cebimden çek!" ("Nigger, get your hand outta my pocket!") şeklinde bağırdı.[2][3]Bu bağırma üzerine korumalar adama yönelirken, bu kişi daha hızlı davrandı ve namlusu kesilmiş tüfekle Malcolm X'i göğsünden vurdu. Başka yere konuşlanmış diğer iki arkadaşı ile birlikte X'i 16 kez vurdular. Salonda bulunanlar suikastçilerin bir tanesini yakalayıp darp ettilerse de diğer ikisi profesyonelce olay yerinden kaçtı.[4]Malcolm X, aldığı yaralarla uzun sürmeden öldü. Cinayet zanlısı olarak Talmadge Hayer adındaki, ama Thomas Hagan olarak bilinen ve kendisini Müslüman olarak tanıtan Siyah şahıs tutuklandı. Diğer zanlılar Norman Butler ve Thomas Johnson ile birlikte üç kişi yargılandılar. Yargılamada kimi suçlamalar düştü, suikastı başkasının işlediği tezleri ortaya atıldı. Ama bu üç zanlı hayatına devam etti. Şu an Hayer; Mücahid Halim olarak tanınmakta, Butler; Muhammad Abdül Aziz olarak tanınmakta ve Harlem Camisi başkanlığını yürütmektedir. Johnson ise Halil İslam ismini almıştır.[5]

Malcolm X isimli sinema filmi ile yaşamı çarpıcı bir şekilde ortaya konmuştur.

gypsysoul   01 Haziran 2009 05:44  

Arkadaşlık
Ve bir genç, şöyle dedi: 'Bize arkadaşlıktan bahset.'

Ve o cevap verdi:

'Arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir.
O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.

O sizin sofranız ve ocak başınızdır.
Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız.

Arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda,
ne 'hayır' demek zor gelir, ne de 'evet' demekten çekinirsiniz.

Ve o sessiz kaldığında, kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir.
Çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca, tüm düşünceler, tüm arzular
ve beklentiler, gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.

Arkadaşınızdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız;
Çünkü onun en sevdiğiniz yanı, yokluğunda
daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın,
dağcıya, ovadan daha net görünmesi gibi...

Ve arkadaşlığınızda, ruhsal derinlik
kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin.

Çünkü, salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde
olan sevgi, sevgi değil, savrulmuş bir ağdır
ve sadece yararsız olan yakalanır.

Ve arkadaşınıza, kendinizi olduğunuz gibi sunun.
Eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse,
meddini de bilmesine izin verin.

Çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş
aramanızın anlamı olabilir mı?
Onu, zamanı yaşatmak için arayın.

Çünkü o gereksiniminizi karşılamak içindir,
boşluğunuzu doldurmak için değil.

Ve arkadaşlığın hoşluğunda,
kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun.
Çünkü küçük şeylerin şebneminde,
yürek sabahını bulur ve tazelenir.'

Halil Cibran

pearl4   23 Mart 2009 07:10  

arkadaşım selamlar.. :))

pearl4   23 Mart 2009 07:11  

slm:) geciken bi cevap niteliği taşısa da yazdıklarım güzel paylaşım olmuş teşekkür ederim;)

gypsysoul   03 Nisan 2009 12:47  


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage